Gücümüz Anadolu Platformu Basın Açıklaması

WhatsApp Image 2025-05-14 at 17.19.56

Değerli basın mensupları ve Büyük Türk Milleti
Uluslararası hukuka göre; savaşlar, barışlar ve anlaşmalar devletler arasında yapılır.
Devletler: Terör örgütleriyle savaşmazlar, barış ve anlaşma da yapmazlar.
Devletler, terör örgütleriyle mücadele ederler ve onlara yönelik (mali, askeri, siyası, psikolojik ve sosyolojik) operasyonlar yaparlar.

 


Ne zamana kadar?
Terör örgütü tamamen tükenip bitene ve yok olana kadar, ya da kayıtsız şartsız gelip devlete teslim olana kadar.
Teröristin pişman olup, kendiliğinden teslim olması; kanunlara göre yargılanması sırasında, alacağı cezayı hafifletici bir sebep oluşturabilir. Lakin hiçbir teröristin, hiçbir eyleme katılmamış olsa dahi, kendisi teslim oldu veya pişman oldu diye salıverilmesi söz konusu değildir.
Hele ki, terör örgütünün liderlerine bir maaş bağlanması, fiziki veya hukuki bir koruma sağlanması gibi şeyler düşünülemez bile.
Şimdi ne yazık ki, Türk Milleti’ne yeniden dayatılan bir açılım süreci var.
Neden dayatılan diyoruz?
Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi, dolayısı ile Türk Milleti bu işin içinde değildir. Türk Milleti’ne sorulmayan ve O’nun oluru alınmadan yapılan her icraat, antidemokratik bir dayatmadır!
Üstelik bu dayatma, bir tek adam ve bir yarım adamın kafalarına göre aldıkları keyfi kararlarla uygulamaya sokulan hukuksuz bir dayatmanın dik alasıdır!
Ne yazık ki, bu dayatmanın adına da “Barış Süreci” diyorlar.
Daha önce de önümüze koymuş oldukları ekşimiş yemeği, barış sosuyla soslayıp yeniden önümüze koyuyorlar.
Detaylarını Milletten gizledikleri için, konuyu mecburen ihtimaller üzerinden değerlendirmek zorunda kalıyoruz. Fakat ne yaparlarsa yapsınlar gerçek kısa sürede ortaya çıkacak ve dananın kuyruğu işte o zaman kopacaktır.
Bizler Gücümüz Anadolu Platformu olarak, henüz vakit varken, hem Hükümet yetkililerini, hem de Türk milletini uyarmayı tarihi bir boyun borcu olarak görüyoruz.
Eğer ki, AKP: Adına KCK/PKK denilen bu eli kanlı terör örgütünü “Devlet” yerine koymuş ve sözüm ona bir barış yapıyorsa, bu yok hükmünde bir uygulamadır, üstelik Anayasamızın 87 ve 92’nci maddelerine göre de büyük bir suçtur!
Çünkü; bir yapıyı Devlet olarak kabul etmek, bir devletle savaş, barış ve antlaşma yapma yetkisi sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin uhdesindedir.
Ayrıca gelecek bizim geleceğimiz, vatan bizim vatanımız, devlet de bizim devletimizdir. Bunların hiçbiri, geçici olarak yönet diye görev verdiğimiz bir parti veya hükümete ait değildir.
Unutmayalım ki, gelecek de, egemenlik de bizimdir.
Eğer bu eşkıyalar silahlarını PYD’ye veya KDP’ye; yani Mazlum Kobani’ye ya da Barzani’ye teslim edeceklerse bunun kabul edilmesi mümkün değildir. Çünkü bu durumda hangi silahın hangi eylemde kullanıldığını ve toprağa koyduğumuz evlatlarımızı hangi canilerin şehit ettiğini hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz ve hesap da soramayacağız demektir.
Ağır silahlarını veya mühimmatlarını PYD veya KDP’ye, sadece bellerindeki kıytırık tabancalarla ellerindeki demode kaleşleri Türk Ordusu’na teslim edeceklerse bu yine bir aldatmacadır.
Silahlarını bırakıp, kendileri PYD/YPG’ye, PEJAK’a PÇDK’ya veya KDP’ye katılacaklarsa bu şeytanlıktan başka bir şey değildir.
Eğer ki, sadece PKK silah bırakıp teslim olacak, ama KCK dağıtılmayıp; PYD, PEJAK ve PÇDK olduğu gibi kalacaksa bu Türk Milletini enayi yerine koymak demektir. Çünkü bu durumda Türk Ordusu; PYD, PÇDK ve PEJAK’a karşı, bir daha sınır ötesi harekât yapamayacak demektir.
Eğer bu eşkıya sürüleri, yargılanmadan toplumun içine salıverilecekse bu toplumsal barışı berhava edecek büyük bir hainliktir
Teröristler yaptıkları eylemlerin bedelini ödemeden, ülkemizde öyle rahatça yaşayacak ve hatta siyaset yapabileceklerse, Örgüt yöneticisi teröristler, başka bir ülkeye gönderilip, orada bedelini Türk Milleti’nin ödeyeceği birer maaşa bağlanacaklarsa bu haksızlığı Türk Milleti olarak asla kabul etmeyeceğiz.
Eğer ki AKP, bu süreci böyle götürecekse!
Bilin ki, AKP: Türk Milleti’ne sormadan, kendine verilen yönetme ve karar alma yetkisini de aşarak, KCK’yı bir devlet olarak tanımış ve PKK, PYD, PÇDK ve PEJAK’ı da birer ordu olarak kabul etmiş demektir!
Bilin ki, AKP; haddini aşmış ve Türk Milleti’ne sormadan, Teröristlerle kirli bir pazarlık ve geçerliliği olmayan (sözde) bir Barış Antlaşması yapıyor demektir!
Bilin ki, AKP; Irak’taki Barzanistan ve Suriye’deki Mazlumistan’ın ardından, Türkiye’nin de bölünmesini kabul etmiş ve vatan topraklarımız üzerinde Bölücü Kürtçü bir terör devletinin kurulmasını kabullenmiş demektir.
Bilin ki, AKP için; ne vatanın bütünlüğü, ne milletin bağımsızlığı ne de Devletin bekasının hiçbir önemi yok demektir!
Bilin ki, AKP’nin nazarında: Ne şehitlerimizin verdiği canların, ne gazilerimizin akıttığı kanların ne de şehit ailelerinin döktüğü gözyaşlarının hiçbir kıymeti harbiyesi yok demektir!
Bilin ki AKP; bu onursuz, haksız ve hukuksuz icraatını Türk Milleti’ne kabul ettirmek için Millete karşı yalan söylüyor ve Psikolojik Harekât yürütüyor demektir!
Bilin ki AKP, Başta Ümit Özdağ olmak üzere, seslerini yükselten bütün vatanseverleri, sırf bu ihanet projesine engel olamasınlar diye zindanlara tıkmıştır!
Bilin ki AKP; Türk Milleti’ne çok büyük bir kazık atıyor demektir!
Bilin ki, AKP ve yöneticilerinin tamamı vatana ve millete karşı çok büyük bir ihanetin içindedir!
Daha da ötesi vatana ihanet suçunu işleyen AKP, yalnızca bir hain değil, aynı zamanda Cumhuriyet tarihinin en büyük Türk düşmanıdır!
Eğer ki böyle ise, kendine düşman olan bütün unsurlarla sonuna kadar savaşmak ve Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmek her Türk evladının birinci vazifesidir.
Artık Türk Milleti’nin nazarında bu AKP yok hükmündedir.
AKP Hükümeti fiilen düşmüş durumdadır.
AKP Hükümeti’nin altına imza attığı bütün sözleşmeler kadük ve bütün icraatları ilga edilmiştir.
AKP yöneticileri ise; (AKP’li Hükümet yetkililerinin bu konularda vermiş oldukları kanunsuz/hukuksuz ve geçersiz emir ve talimatları yerine getiren devlet görevlileri ile birlikte) en kısa zamanda tutuklanarak, vatana ihanetten yargılanmak zorundadır.
Bizler gücünü Anadolu Türklüğünden alan vatanseverler olarak ülkemizin bölünmesine, bölücülerin baş tacı edilmesine, yasalarımızın ve Türk töresinin ayaklar altına alınmasına Türk’ün kendi vatanında ikinci sınıf hale getirilmesine asla müsaade etmeyeceğimizi haykırıyor ve bu uğurda ya istiklal ya ölüm parolasıyla sonuna kadar savaşacağımızı ilan ediyoruz.
Büyük Türk Milleti’ne sonsuz bir sadakat ve bağlılıkla saygılarımızı sunuyoruz.
GÜCÜMÜZ ANADOLU PLATFORMU (GAP)

Exit mobile version