AKP Alanya İlçe Başkanı Sayın Mehmet Şarani Tavlı, talihsiz bir açıklama yapmıştır. Anlaşılıyor ki Türkiye’de yaşananlardan bihaber ya da hukuki bilgisizliğiyle hareket etmektedir.
30 Ağustos Zafer Bayramı, milli mücadelenin ruhunu, bağımsızlık ve özgürlük sevdamızı temsil eder. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek’e destek sloganlarının atılmasını eleştiren İlçe Başkanı, aslında bu kutlamaların özüne karşı çıkmıştır. Oysa 30 Ağustos, özgürlüğün ve bağımsızlığın bayramıdır. Bugün özgürlükleri ellerinden alınan belediye başkanlarımız için atılan slogan, milli mücadelenin ruhuyla tam anlamıyla örtüşmektedir.
Türkiye’de bugün 17 belediye başkanımızın özgürlük mücadelesi sürmektedir. 250’ye yakın belediye bürokratı tutuklu, haklarında iddianame bile yok. İnsanların tutuklama bir tedbirdir demesine rağmen, aylarca özgürlüklerinden mahrum bırakılmakta, adeta peşin hükümle cezalandırılmaktadır. İşte bu adaletsizliğe karşı yükselen sesler, 30 Ağustos’un gerçek anlamıyla, bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin ta kendisidir.
Siz hangi hukuktan bahsediyorsunuz. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının Anayasanın 90. maddesine aykırı bir şekilde uygulanmadığı ülkede yargıya müdahaleden bahsedilebilecek en son kişi siz ve sizin partinizdir.
Üstelik “yargıya müdahale” diyorsunuz. Slogan atmak mı yargıya müdahale, yoksa hukuksuz tutuklamalar mı? Varsa eğer yargıya talimatla müdahale edenler mi, yoksa bu adaletsizliklere tepki gösteren halk mı yanlış?
30 Ağustos milli bayramdır değil mi; Anıtkabir’de Genel Başkanınız lehine atılan sloganlara ne diyorsunuz? Milli bayram ruhuna çok mu uygun? Bu ne yaman çelişkidir. Üstelik orada ki yönetmeliğe aykırı olarak.
Dünyanın hiçbir yerinde örgüt liderinin tutuksuz yargılandığı suç ortakları olduğu iddia edilen kişilerin tutuklu yargılandığı bir başka ülke yoktur.
Daha iddianamesi düzenlenmemiş suçlu olup olmadığı bilinmeyen kişiler hakkında masumiyet karinesini ve lekelenmeme hakkını ihlal eder şekilde açıklama yapmanız çok talihsiz olmuştur. Aslında siz insanları suçlu ilan ederek yargıya müdahalede bulunuyorsunuz. Yarın bu insanlar beraat ettiğinde hangi yüzle toplum içine çıkacaksınız? Biraz sizi aydınlatalım. T.C.K. da rüşvet suçu ve etkin pişmanlık eski ifadesi ile “FAAL NEDAMET” düzenlenmiştir. T.C.K.’nın 242. maddesine göre soruşturma başladıktan sonra etkin pişmanlıktan yararlanılamaz kanun maddesi çok açık. İftiracı Aziz İhsan Aktaş’ın ifadelerinin hukuken hiçbir önemi yoktur. Tamamı ile kendini kurtarmak için yapılan teklife rıza göstererek önüne gelene iftira etmiştir. Mağdur olan bir insanın özgürlüğü için yalnız olmadığını ifade etmek slogan atmak sizin gibi özgürlüğün değerini bilmeyen insanların anlayacağı iş değildir.
Bizim belediye başkanlarımızın tek suçu, halkın oylarıyla göreve gelmiş olmalarıdır. Henüz kesinleşmiş bir hüküm yokken, masumiyet karinesi ayaklar altına alınmış, özgürlükleri gasp edilmiştir. Bu şartlarda milletin iradesini gasp edenler değil, milletin iradesine sahip çıkanlar haklıdır. Kimse yargılanmasın demiyoruz; ama ortada iddianame bile yokken; sadece gizli tanık ve iftiralarla tutuklu yargılanmalarına itiraz ediyor, tutuklamanın infaza dönüşmesini kabullenemiyoruz. Ortada yargısız bir infaz söz konusudur.
Türkiye artık bir hukuk devleti olmaktan çıkmış, hatta kanun devleti bile denemeyecek mertebeye ulaşmış, yargının, yürütmenin ve yasamanın tek elde toplandığı, can ve mal güvenliğinin, özgürlüğün olmadığı bir baskıcı bir rejime dönüşmüştür. Düne kadar milli bayram kutlamalarını yasaklayan, Devlet dairelerinden Atatürk posterlerini, T.C. tabelalarını indiren, milliyetçiliği ayaklar altına aldık diyenlerin milli bayramları destekliyor gibi yapması da bir hayli düşündürücüdür. Milletin iradesi diyorsanız getirin 2 Kasım’da sandığı millet iradesi nasılmış görün. İnsanlar sizden bıktı, artık nefes almak istiyor.
