Kentsel dönüşüm, yıllardır “kapıya gelen tebligat”, “haberim yoktu” ve “ben imza atmadım” cümleleriyle tartışılıyordu. Ancak artık bu cümlelerin arkasına saklanmak pek mümkün değil. Çünkü kentsel dönüşümde yeni bir dönem resmen başladı.
Yapılan son düzenlemeyle birlikte, dönüşüme girecek binalarda fiziki tebligat dönemi sona erdi. Artık tüm bildirimler e-Devlet üzerinden elektronik ortamda yapılıyor. Yani “kapıma kağıt gelmedi” bahanesi tarihe karıştı. Devlet, ev sahiplerini doğrudan ve dijital olarak bilgilendiriyor.
Burada kritik olan nokta ise 15 günlük süre. Elektronik tebligatın e-Devlet’e düşmesiyle birlikte sayaç çalışmaya başlıyor. Bu süre içinde dönüşüm kararına katılmayan, bildirimi görmeyen ya da onaylamayan maliklerin ciddi hak kayıplarıyla karşı karşıya kalması mümkün.
Daha da önemlisi şu: Dönüşüme katılmayan maliklerin arsa payları, belediye tarafından rayiç bedel üzerinden satışa çıkarılabiliyor. Yani “ben bekleyeyim, sonra bakarım” diyenler için sonuç, taşınmazın elden çıkması olabiliyor.
Satıştan önce karar, askıya alınıyor ve 15 gün süreyle ilan ediliyor. Bu aşamada itiraz hakkı var. Ancak bu süre içinde itiraz edilmezse, satış işlemi hukuken uygulanabilir hâle geliyor. Süreler kısa, sonuçlar ise oldukça ağır.
Özetle; kentsel dönüşüm artık sadece teknik bir konu değil, takip edilmesi gereken bir hak meselesi. e-Devlet bildirimlerini kontrol etmeyen, sürelere dikkat etmeyen ev sahipleri, farkında olmadan en büyük yatırımını kaybedebilir.
Bu yeni sistem bize şunu net şekilde söylüyor:
“Görmedim” dönemi bitti, “takip etmedim” bedel ödetir.
Kentsel dönüşüm sürecinde olan herkesin, artık yalnızca binasını değil, haklarını da sağlamlaştırması gerekiyor.



