24 Temmuz, takvimlerde “Gazeteciler ve Basın Bayramı” olarak yer alıyor. Ancak her yıl aynı soruyu kendime sormadan edemiyorum: Gerçekten kutlayabiliyor muyuz?
Gazetecilik benim için sadece bir meslek değil; topluma karşı duyulan vicdani bir sorumluluktur. Gazeteci, gücünü makamdan değil, halkın haber alma hakkından alır. Kalemini ya da kamerasını kişisel hesaplaşmalar için değil, kamu yararı için kullanır. İşte bu yüzden gazeteciliğin en önemli sermayesi; omurgası, bağımsızlığı ve cesaretidir.
Bugün ne yazık ki gazetecilik, ekonomik baskılar, siyasi kutuplaşmalar, sosyal medya dezenformasyonu ve hukuki belirsizlikler arasında ayakta kalmaya çalışıyor. Oysa güçlü bir demokrasi ancak güçlü ve özgür bir basınla mümkündür.
Gazeteciyi koruyan yasalar, gazeteciye ayrıcalık tanımak için değil; toplumun doğru bilgiye ulaşma hakkını güvence altına almak için vardır. Çünkü susturulan her gazeteciyle birlikte aslında halkın sesi de kısılır.
Türkiye’de gazetecilik mesleğini gerçekten icra edenlerle, bu unvanı kişisel çıkarları için kullananlar arasındaki ayrımın daha net yapılması gerekiyor. Basın kartı, meslek etiği ve hukuki sorumluluklar daha güçlü bir zemine oturtulmalı.
Ayrıca basın mensuplarının haber yaparken maruz kaldığı tehditler, fiziksel saldırılar ve hukuki baskılar karşısında daha etkin koruma mekanizmaları oluşturulmalıdır. Gazetecinin görevi soru sormaktır. Soru sormanın suç değil, demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru olduğu unutulmamalıdır.
Gazeteciliğin yalnızca hakları değil, sorumlulukları da vardır. Doğrulanmamış bilgiyi haberleştirmemek, kişilik haklarına saygı göstermek, tarafsızlığı ve etik ilkeleri gözetmek bu mesleğin temelidir. Çünkü özgür basın kadar, güvenilir basın da toplum için hayati önem taşır.
Bugün 24 Temmuz vesilesiyle dileğim; basının sadece bayramını kutlamak değil, geleceğini güçlendirmektir. Gazetecilerin korkmadan yazabildiği, araştırabildiği, sorgulayabildiği ve yalnız bırakılmadığı bir hukuk düzeni hepimizin ortak kazancı olacaktır.
Kalemini satmayan, gerçeğin peşinden yürümekten vazgeçmeyen, meslek onurunu her şeyin üzerinde tutan tüm meslektaşlarımın 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı kutluyorum.
Çünkü biliyorum ki güçlü gazeteciler değil, güçlü ilkeler kalıcıdır. Ve basının gerçek gücü; iktidardan değil, halkın güveninden gelir.
Meral Çetiner



