Alanya denince akla hemen heybetli Kale ve Kızılkule gelir. Ancak gerçek şu ki; bugün üzerinde yürüdüğümüz asfaltın, oturduğumuz apartmanların ve domates yetiştirdiğimiz seraların sadece birkaç metre altında bambaşka bir Alanya daha var.
Oba’dan Kestel’e, Mahmutlar’dan Kargıcak’a kadar her mahalle, aslında binlerce yıl öncesinin “lüks semtleri” üzerine kurulu. Peki, her gün yanından geçtiğiniz o eski taş duvar aslında neyin nesi?
1. Mahalle Arasındaki “Gizli” Komşular
Çoğumuz Oba veya Tosmur’da modern sitelerde yaşıyoruz. Ancak bu bölgeler, antik çağda Syedra ve Hamaxia gibi büyük kentlerin tarım ve liman bölgeleriydi.
-
Fark Ettiniz mi? Bazı apartmanların bahçe duvarlarında kullanılan o devasa, düzgün kesimli taşlar aslında 2000 yıllık birer yapı taşı olabilir.
-
Sarnıçlar: Alanya’nın yerel halkı bilir; eski bahçelerde hala kullanılan bazı su sarnıçları aslında Selçuklu, hatta Roma döneminden kalma mühendislik harikalarıdır.
2. Syedra’nın “Gölge” Sınırları
Syedra sadece tepedeki o antik kentten ibaret değil. Şehrin nekropolü (mezarlığı) ve zeytinyağı işlikleri bugün Alanya’nın doğu mahallelerinin altına kadar uzanıyor. Bugün balkonunuzdan baktığınız o zeytinlik, belki de 1800 yıl önce bir Romalının en büyük gelir kapısıydı.
3. Neden Bu Kadar Çok “Yıkıntı” Var?
Alanya, tarih boyunca Akdeniz’in en stratejik noktalarından biri oldu. Bu yüzden her gelen medeniyet, bir öncekinin üzerine inşa etti. Bugün “eski yapı” dediğimiz çoğu yerin altında, toprağın derinliklerine doğru giden katmanlar var.
Yerel Meraklılar İçin Küçük Bir Test:
Yürüyüş yaparken şunlara dikkat edin:
-
Toprak yollarda bulduğunuz o kırmızı seramik parçaları sadece “çömlek kırığı” mı, yoksa bir Roma testisinin parçası mı?
-
Yol kenarındaki o devasa, oyulmuş taş blok bir “dibek” mi yoksa bir lahit kapağı mı?
Sonuç Olarak: Alanya’da yaşamak, devasa bir açık hava müzesinin kiracısı olmak gibidir. Şehrin altındaki bu zenginliği bilmek, yaşadığımız sokağa bakış açımızı değiştiriyor.
