Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ekonomik gelişmelerin doğrudan etkilediği sektörlerin başında gayrimenkul geliyor. Özellikle Alanya gibi yabancı yatırımcıların yoğun ilgi gösterdiği bölgelerde sektörde yaşanan hareketlilik, yalnızca emlak piyasasını değil, şehir ekonomisinin birçok alanını da yakından ilgilendiriyor. TTPP Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ekinci, 13 Ağustos 2026 tarihli basın demecinde gayrimenkul sektöründeki durgunluğun nedenlerini ve sektörün yeniden hareketlenmesi için atılması gereken adımları değerlendirdi.
“GAYRİMENKUL SEKTÖRÜNDEKİ DURGUNLUĞUN TEK BİR NEDENİ YOK ELBETTE, BİR ÇOK FAKTÖR OLUMSUZ ETKİLEMEYE DEVAM EDİYOR”
Gayrimenkul sektörü, Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olmasının yanı sıra yüzlerce farklı sektörü doğrudan ve dolaylı olarak etkileyen çok önemli bir ekonomik alandır. Son dönemde sektörde yaşanan durgunluğu değerlendirirken, konuyu tek bir başlığa indirgemek doğru değildir.
Bugün yaşadığımız tablo; yüksek finansman maliyetlerinden satın alma gücündeki gerilemeye, yabancı yatırımcıya yönelik zorlayıcı uygulamalardan kayıt dışı satış kanallarına, yorucu bürokratik süreçlerden bölgesel ve küresel gelişmelere kadar birçok faktörün aynı anda etkili olduğu bir sürecin sonucudur.
Güncel konuların başında yer alan EİDS; Elektronik ilan Doğrulama Sistemi, sektörde kayıt dışılığın ve yetkisiz ilanların önlenmesi, vergi denetiminin sağlanması açılarından önemli ve doğru bir adımdır. Bu uygulamanın henüz 3 gün önce sektörde faaliyet gösteren profesyonellerin önünü açacak, işlemleri kolaylaştıracak ve kayıtlı çalışan işletmeleri destekleyecek şekilde günümüz gerçeklerine dikkate alınarak -ülkemizde resmi ofisi bulunmayan sosyal medya portallarında ilan reklam kısıtlamasının kaldırılmış olması- düzenlenmiş olması sektörde sevinçle karşılanmıştır.
Bunun yanında, gayrimenkul sektörünün EN ÖNEMLİ SORUNLARINDAN BİRİ DE KAYIT DIŞI SATIŞ KANALLARIDIR.
Yetki belgesi olmayan kişiler veya farklı sosyal medya platformları(Türkiye’de resmi ofisi bulunmayanlar) üzerinden gerçekleştirilen kayıt dışı faaliyetler hem devletin vergi kaybına neden olmakta hem de tüketicinin ekonomik güvenliğini riske atmaktadır. Daha sıkı yerinde denetimler neticesinde profesyonel ve kayıtlı emlak işletmelerinin pozitif ayrıştırılarak, kayıt dışı faaliyet gösteren kişiler arasındaki farkın çok daha net ortaya konulması ve gerekli idari yaptırımların geciktirilmeden hayata geçirilmesi gerekiyor.
YABANCI YATIRIMCI AÇISINDAN GÜVEN VE ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK ÇOK ÖNEMLİDİR.
O açıdan baktığımızda ise konut üzerinden ikamet hakkına ilişkin uygulamalar ve belirlenen 200bin Dolar asgari gayrimenkul değeri şartları, yatırım kararlarını doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Burada yalnızca rakamsal bir sınırdan söz etmiyoruz. Bir yatırımcı, parasını yatıracağı ülkede kuralların açık, anlaşılır, istikrarlı ve uzun vadede öngörülebilir olmasını ister. Gayrimenkul yatırımının yalnızca bir konut satın almak olmadığı; inşaat, mobilya, beyaz eşya, finans, hukuk, sigorta, ulaşım, restoran, turizm ve daha birçok sektörü harekete geçirdiği unutulmamalıdır.
BANKA FAİZ GETİRİSİNİN ÇOK YÜKSEK OLMASI GAYRİMENKULE YATIRIM KARARLARINI ERTELİYOR.
Uzun süredir faizlerin yüksek seyretmesi, altın, gümüş gibi madenlerin beklenenden fazla değerlenmesi neticesinde gayrimenkul alıcıları yatırım tercihlerini bu kanallara kaydırmış olduklarından sektörde belirgin bir durgunluğun oluşmasında ana etkenlerden olmuştur.
HAYAT PAHALILIĞI VE FİNANSMAN MALİYETLERİ İÇ TALEBİ ZORLUYOR.
Yerli piyasada ise yüksek konut fiyatları, giderek artan hayat pahalılığı, krediye erişimde yaşanan zorluklar ve finansman maliyetleri vatandaşın konut satın alma kararını erteliyor. Gayrimenkul sektöründe arz ile talebin sağlıklı şekilde buluşabilmesi için uygun finansman koşullarının yeniden oluşturulması büyük önem taşıyor.
Bugün konut almak isteyen vatandaşın önemli bir bölümü yeterli peşinatı bulsa dahi finansman maliyetleri ve güçlükleri nedeniyle satın alma kararını erteliyor. Müteahhit açısından da yüksek arsa, işçilik, malzeme ve finansman maliyetleri yeni proje üretimini zorlaştırıyor. Dolayısıyla sektörün iki tarafında da bir sıkışma söz konusu artık.
BÖLGESEL VE KÜRESEL GELİŞMELER DE YATIRIMCI KARARLARINI ETKİLİYOR.
Türkiye’nin yakın coğrafyasında devam eden savaşlar ve jeopolitik gerilimler de özellikle yabancı yatırımcıların kararlarını fazlasıyla etkiliyor.
Yabancı yatırımcı açısından yatırım yapılacak ülkenin ekonomik göstergeleri kadar güvenliği, istikrarı, ulaşılabilirliği ve yaşam kalitesi de büyük önem taşıyor.
Bu nedenle Türkiye’nin ve özellikle Alanya gibi yabancıların yoğun ilgi gösterdiği destinasyonların uluslararası alandaki olumlu imajını koruması büyük önem taşıyor.
KISA SÜRELİ KİRALAMALARDA DAHA SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR MODEL OLUŞTURULMASI GEREKİYOR.
Kısa süreli konut kiralamalarına yönelik 100 gün ve altındaki kiralamalarda uygulanan katı izin ve mevzuat düzenlemeleri de sektörün başını ağrıtan önemli gündem maddelerinden biridir. Burada amacımız elbette kayıt dışı turizm faaliyetlerini savunmak değildir. Kısa süreli kiralamalarda; konut sahipleri, yatırımcılar, emlak profesyonelleri, müşteriler, yerel ekonomiler ve devlet(GİB) arasındaki denge ve uyum gözetilerek daha uygulanabilir ve şeffaf bir sistem oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz.
İNŞAAT MÜTEAHHİTLİĞİNDE İŞ BİTİRMEYİ GÜVENCE ALTINA ALACAK SİGORTALAMA VE BANKA GARANTİSİNİN VERİLMESİNİN SAĞLANMASI ELZEMDİR.
İleriye dönük ciddi mağduriyetlerin önüne geçecek bu sistemin derhal kurulması inşaat ve emlak sektörlerine tam güven sağlayacak ve büyük bir güç katacak olup özellikle projeden satışların ciddi artışını beraberinde getirecektir.
ALANYA’NIN MARKA DEĞERİNİ ÖZENLE KORUMALIYIZ.
Alanya özelinde baktığımızda ise yalnızca gayrimenkul sektörünü değil, bütün şehir ekonomisini birlikte değerlendirmek gerekiyor.
Son dönemde gündeme gelen geçici deniz kirliliği, trafik yoğunluğu ve ulaşım sorunları gibi konuların da uluslararası yatırımcı ve turistin şehir algısı üzerinde olumsuz etkiler yaratmaması için el birliğiyle hızlı, şeffaf ve kalıcı çözümler üretilmesi gerekiyor.
Alanya’nın en önemli sermayesi yalnızca denizi, güneşi ve doğal güzellikleri değildir. Alanya’nın asıl gücü, yıllar içerisinde oluşturduğu uluslararası marka değeri ve güvenilir turizm ve yaşam destinasyonu kimliğidir. Bu değeri korumak hepimizin ortak sorumluluğudur.
SEKTÖRÜN ÖNÜNÜ AÇACAK YENİ BİR YAKLAŞIMA İHTİYAÇ VAR.
Biz TTPP olarak sorunları dile getirirken yalnızca eleştiren bir anlayış içerisinde değiliz. Çözümün bir parçası olmak istiyoruz.
Gayrimenkul sektörünün yeniden hareketlenmesi için; Kayıt dışı ve yetkisiz faaliyetlerin daha etkin şekilde denetlenmesi, Profesyonel ve kayıtlı emlak işletmelerinin desteklenmesi, Kısa süreli kiralamalarda uygulanabilir ve dengeli yeni bir model oluşturulması, Yabancı yatırımcı açısından daha öngörülebilir bir ikamet ve yatırım sistemi oluşturulması, Konut finansmanına erişimin kolaylaştırılması, Banka faizlerinin düşürülmesi, Yerli ve yabancı yatırımcıya yönelik güven artırıcı politikaların geliştirilmesi, Alanya’nın ulaşım, trafik, çevre, temizlik ve altyapı sorunlarının hızlı şekilde hakkıyla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz.
Gayrimenkul sektörünün yeniden canlanması yalnızca emlakçıların veya müteahhitlerin kazancı anlamına gelmez. Sektörün hareketlenmesi; istihdamın, ticaretin, turizmin, vergi gelirlerinin ve şehir ekonomisinin hareketlenmesi demektir. Bu nedenle gayrimenkul sektörünü yalnızca bir satış sektörü olarak değil, Türkiye ekonomisinin ve özellikle Alanya ekonomisinin stratejik unsurlarından biri olarak görmek gerekiyor.
Biz TTPP olarak sektörün tüm paydaşlarıyla birlikte çalışmaya, sorunları ilgili makamlara aktarmaya ve çözüm önerileri geliştirmeye devam edeceğiz.
Bugün ihtiyacımız olan şey; yatırımcıyı, tüketiciyi ve sektör profesyonellerini karşı karşıya getiren değil, aynı hedef etrafında buluşturan, güveni ve öngörülebilirliği artıran, arz ve talep dengesini koruyacak sürdürülebilir yeni bir sistemdir.
TTPP Yön.Kur. Bşk.
Mehmet Ekinci
Mehmet Ekinci’nin açıklaması, gayrimenkul sektöründeki mevcut tablonun yalnızca fiyat ve faiz üzerinden değil; finansman, kayıt dışılık, yabancı yatırımcı politikaları, kısa süreli kiralamalar, inşaat maliyetleri ve Alanya’nın marka değerine kadar uzanan geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor. Ekinci’nin çağrısı ise sektörün tüm paydaşlarının ortak bir zeminde buluşarak güveni ve öngörülebilirliği artıracak kalıcı çözümler geliştirmesi yönünde oldu.
