Altın Portakal heyecanı yükseliyor. Festival kapsamında Ulusal Yarışma filmlerinden “Bir Anne Hakkında” ile “Ölü Arının İğnesi” filmleri seyirci karşısına çıktı. Gösterimlerden sonra ise film ekipleri, soruları cevapladı. Festivalin sinema destek platformu Film Forum ise iki gün boyunca yerli ve yabancı sektör uzmanlarını bir araya getirdi. Panel ve söyleşilerde sinemanın farklı alanlarından pek çok sorun masaya yatırıldı, fırsatlar değerlendirildi.
- Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde bugün yarışma heyecanının yoğunluğu vardı. Ulusal Yarışma filmlerinden “Bir Anne Hakkında” ile “Ölü Arının İğnesi” filmleri seyirci karşısına çıktı. Gösterimlerden sonra ise film ekipleri söyleşilere katıldı.
Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu’ndaki gösterimlerin ardından sinemaseverlerle ilk buluşan, “Bir Anne Hakkında” filminin ekibi oldu. Senarist- yönetmen Büşra Bülbül, senarist Bekir Bülbül, oyuncular Sevda Erginci, Ecmel İs Ergür, Osman Doğan, Ahmet Çelik, Ümran Şakır, Duygu Köse, yapımcı Betül Demir ve cast direktörü Filiz Çelik soruları cevapladı.
YÖNETMEN BÜLBÜL FİLMİ ANLATTI
Hayat koşullarının gitgide köşeye sıkıştırdığı bir annenin ahlakî ikilemini ele alan film için yönetmen Büşra Bülbül, şu ifadeleri kullandı: “Filmde kadın karakterin kendisiyle çatışması aslında kendi sakinliğinden, sakin kaldığı anlardan doğuyor. O kadar sakin, minimal, görünmeden yaşayan bir kadınken kendi içsel çatışmasının çok büyük olmasını ancak daha sakin anlarda gösterebileceğimi düşündüm. Hayatın içerisinde mücadele eden bir kadın nasıl gözüküyorsa öyle; aslında içinde yaşar ya o duyguyu, çok dışarı yansıtmaz. Ben de aynı bu şekilde göstermek istedim.” Filmde baş karakter olan anneyi canlandıran Sevda Erginci, bu rol sayesinde kendisinin de bu konu üzerinde daha farklı düşünmeye başladığını ve aslında rolünün, kendisini değiştirdiğini belirtti.
“ÖLÜ ARININ İĞNESİ SEYİRCİYLE BULUŞTU
Günün ikinci yarışma filmi “Ölü Arının İğnesi” ekibindense yönetmen Aydın Orak, oyuncular Cansel Elçin, Nilüfer Açıkalın, Tim Seyfi, Mehmet Çepiç, Zeynep Tuğçe Bayat, Mustafa Çavuş ve Salih Yıldırım gösterim sonrası sinemaseverlerin karşısındaydı. Kazara iki aylık bebeğinin ölümüne sebep olan avukat Yusuf ve eşi Ayşe’nin ilişkisi üzerinden suçluluk, yas ve aile bağları kavramlarını irdeleyen filmin çıkış noktasını yönetmen Aydın Orak, şöyle anlattı: “Hikâyenin çıkış noktası şu; ben baba olduktan yaklaşık iki ay sonra böyle bir durum yaşadık ama tabii ki o durum gerçekleşmedi. Fakat ‘ya olsaydı’ üzerinden bir dünya düşündüm. İnsan o zaman vicdanıyla, hatasıyla nasıl yüzleşecek ve nasıl üstesinden gelebilecek? Ana hikâye aslında vicdan meselesi. Başka durumlarda, başka ortamlarda, meslekî açıdan, ailevî açıdan farklı şeyler yaşayabilir insan ama her yerde kendi vicdanıyla beraber. Aslında bu karakter biraz benim, benim çelişkilerim. Hem vejetaryen oluyorsun hem sinek öldürüyorsun veya sinek öldürmüyorsun ama arı öldürüyorsun. İnsan komplike bir varlık; iyisiyle kötüsüyle çelişkilerle dolu bir varlık. Aslında bu çelişkiyi bir insan tipolojisinde çizmek istedim” Başroldeki avukat Yusuf’u canlandıran Cansel Elçin ise hikâyenin ağırlığı dolayısıyla başta rolü kabul etmek istemediğini dile getirdi, Elçin’in bıraktığı yerden devam eden Zeynep Tuğçe Bayat ise karakteriyle kurduğu ilişkiyi anlattı.
USTA OYUNCU AÇIKALIN FİLMİ ANLATTI
Usta oyuncu Nilüfer Açıkalın ise duygularını şu sözlerle paylaştı: “Her şeyden önce şunu söylemeliyim ki çok etkilendiğim bir film izledim” sözleriyle ifade etti. Senaryoyu okuduğumda da çok beğenmiştim. Bir de harika aktörlerle çalışmış olmaktan dolayı mutluyum. Bir ahlak, vicdan, merhamet meselesi söz konusu. Bir trajedi üzerinden kadın- erkek meselesine bakıyoruz, kadının da erkeğin de acısına tanık oluyoruz. Sonunda ise belirsizlik hâkim; bu, trajedi kadar güçlü bir karar. Benim için çok etkileyici bir final oldu”
SİNEMA PROFESYONELLERİ FİLM FORUM’DA TECRÜBELERİNİ PAYLAŞTI
- Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamındaki sektörel buluşma adresi Film Forum bu yıl da önemli panel ve söyleşilere sahne oldu. Bunlardan ilki, “Yerelden Küresele: Yapımcı Gözüyle Uluslararası Ortak Yapımlar” başlığı altında ödüllü yapımcılar Milad Hüsrevî ve Ana Maria Pirvan’ın katıldığı söyleşiydi.
Kurmaca, belgesel ve animasyon türlerinde pek çok film ürettiği ancak sansür dolayısıyla çalışmalarının İran’da gösterilemediği ve daha çok yurt dışında izleyiciyle buluştuğu bilgisini veren Milad Hüsrevî, “Ortak yapımcım Ana ile temel amacımız, yerel hikâyeleri evrensel bir sinema diliyle anlatarak dünyaya ulaştırmak ve farklı kültürlerden seyircilerle buluşturmak” diye konuştu. İlk filmini çekecek yönetmenlere tavsiyesi sorulan Ana Maria Pirvan ise başarı beklentisiyle festival takvimlerine bağlı kalmamak gerektiğini belirtti.
“İÇERİDEN BİR BAKIŞ” İLE FİLMLER ELE ALINDI
Bir diğer sektör buluşması ise “İçeriden Bir Bakış” başlığıyla gerçekleştirilen ve senarist-yapımcı Erdi Işık ile Warner Bros. Discovery Türkiye Başkan Yardımcısı Deniz Şaşmaz Oflaz’ın katıldığı söyleşiydi. Yapımcı gözüyle bir projeyi ilk değerlendirmedeki kriterleri anlatan Deniz Şaşmaz Oflaz, “Beni zaten 5-10 sayfada hikâyenin içine sokuyorsa ve özellikle de bir karakteri takip etme duygusu yaratıyorsa tamamdır” derken Erdi Işık, “Karakter, hikâye ve çatışma” diye özetledi. Işık, bunun yanı sıra ‘distopya’ temalı projeleri doğrudan elediğini ve yurt dışı satış potansiyeli olmayan bir işi kabul etmelerinin imkânsız olduğunu da ekledi.
KISA FİLM DAĞITIMLARI DA KONUŞULDU
Film Forum’un son paneli ise kısa filmlerde dağıtım sistemi üzerineydi. “Kısa Film Dağıtımı: Festivalden Sonra Ne Oluyor?” başlıklı panele; yönetmen Ramazan Kılıç ile yönetmen- yapımcı Esra Güzel katıldı. Kısa filmlerin vizyon şansı olmadığı için festivallerin çok önemli bir kanal olduğuna dikkat çeken Ramazan Kılıç, bu yüzden bir dağıtımcıyla çalışmanın gerekli olduğunu belirtti.
