EY TÜRK MİLLETİ 100 YAŞINDASIN!
EY Türk Genci 100 yaşındasın!
Ey Türk Kadını 100 yaşındasın!
Ey Türk Evladı 100 yaşındasın!
Ey Türk Askeri 100 yaşındasın!
Ey Türk Toprağı 1000’lerce yaştasın ama bugün artık 100 yaşındasın!
Çünkü,
Cumhuriyet 100 Yaşında!
Zamanı geriye sarabilseydim seni o güne götürmek isterdim…
Ancak buna gücüm yetmiyor.
Ve zaman geçtikçe anlıyorum ki
Bugün cumhuriyetin yüz yaşına şahitlik ederek aslında o günü iliklerimde hissedebiliyorum. Sanki o günleri yaşamış gibi bakıyorum bugüne gururla, onur duyarak…
Atalarımın uğruna canını feda ettiği bu kutlu günleri yaşıyorum.
Ve onlar hala benimle… Belki de benim gözlerimle, hislerimle şahitlik ediyorlar bugüne…
Bugün de Cumhuriyet 100 yaşında !
Unutmayın tamam mı?
Dün dünde kalmadı;
Dünün dünde kalmadığı bir tarih yazıldı tam 100 sene evvel.
Bu bir gün değil her gün kutlanacak bir bayramdır!
Her gün hatırlanmalıdır.
Ne mutlu ben bugünü bir anne olarak oğlumun heyecanı ile bir başka sevinçle kutluyorum.
28 Ekim’de Okyanus: “ Anne bugün bayram mı? “diye uyandı.
Hemen ardından “Bugün okul var mı?” diye sordu.
Cuma günü provaya gidemediği için baya ağlamıştı.
O gün okul olmadığını duyunca önce canı sıkıldı ancak sabah ilk işi bayraklarını sallayarak bahçede koşmak oldu.
O çocuk sevinci bana her şeyden çok umut verdi.
Sadece gurur duymuyorum; yıllar içinde yitirdiğim umudumu ve hatta vatanseverliğimi geri kazanıyorum. Aaa sen yoksa vatansever değil misin diyenlere soruyorum şimdi
Sen vatansever misin ?
Bu ülkede vatanını seven kaç kişi var?
Üzgünüm ki
Utanıyorum ki
Yok!
Ben göremiyorum…
Gördüğümde sayamıyorum…
Kimse kusura bakmasın
Vatanını canı gönülden sevenleri,
Hele ki kirli oyunlarla şehit olan şehitlerimizi,
Evladını böyle bir çağda askere gönderebilen anaları,
Dedelerinin ülküsünü unutmayan babalarımızı,
Bayram diyen, cumhuriyet diyen masum çocuklarımızı
tenzih ederim.
Ancak genç bir kadın ve bir anne olarak
Ülkemin, İçinde yaşadığım nefes aldığım bu toprakların geleceğinden şüpheliyim.
Sıradan bir vatandaş olarak oldukça kaygılıyım;
İki sınır kıyısındaki savaşlardan,
Bitmeyen terörden,
Sönmeyen yangınlardan,
Düşen asansörlerden,
Kıymeti bilinmeyen denizlerden,
Kuruyan göllerden,
Çöle dönen topraklarımızdan,
Sallana sallana yıkılan binalardan,
Kuruş kuruş değer kaybeden paramızdan,
Sönen ocaklardan,
Göçen köylüden,
Aç susuz çocuklardan,
Değeri hiç bilinmemiş kadınlardan,
Ziyan edilen hatta talan edilen, turist döviz getirirse ne ala diye bakılan tarihi eserlerden,
Ve dahası açlık, işsizlik, yoksulluk eşiğindeki milletimizden…
Özür dilerim, sizleri tenzih ederim.
Soruyorum işte, Ey vatanseverler bu yüzyılda kimlerin gündeminde bu saydıklarım?
Kaç vatan sefer bu saydıklarıma el attı?
Layıkıyla kutlanmayan cumhuriyet, layıkıyla yaşanamaz.
Bu sene yıllar sonra ilk defa oğlum vesilesiyle bir devlet okulunda pazar günü törene katıldım. Elbette katılacağım çünkü ben anneyim; ben dedelerimin, ninelerimin, Ata’mın, anamın, babamın ve evladımın bugünkü kutlaması için yaşayanım. Cumhuriyet, bir gün değil her gün kutlanmalı… Hatırlanarak yaşanmalı ve layık olduğu şekilde kutlanmalıdır. Unutmayın ki ATA’mız, şehitlerimiz, dedelerimiz, ninelerimiz yıllarca süren bir mücadele ile bize bugünleri armağan etti.
Sizi oğlumun törende cumhuriyet bayramı için söylediği cümle ile selamlıyorum:
“CUMHURİYET ÇAĞDAŞLIKTIR!”
Çağdaş, özgür ve laik bir ülkede yaşamanın sevinci ile 100 yaşımız kutlu olsun!
Sevgilerimle,
İrem T. NAMOĞLU
Modern Enerji Uzmanı
