Eskiler, “Bereket evin kapısının önünden girer.”dermiş.
Bu sözü daha önce duymuş muydunuz?
Aslında bolluk ve bereket hanemizin tam önünde hatta içinde.
Evimiz; yaşam alanımız, barındığımız, doyduğumuz,uyuduğumuz, sosyalleştiğimiz hatta yeri gelince çalıştığımız yuvamız bizim bolluk berekete açıldığımız; bolluğu ve bereketi alıp sunduğumuz ve de paylaştığımız yer. Yaşamın olduğu, paylaşımın ve muhabbetin olduğu alanlarda bolluk ve bereket akar.
Şimdilerde bolluk ve bereket köşeleri, para çiçekleri, bereket sembolleri çok popüler.
Oysa bolluk ve bereket ritüelleri insanlık tarihi boyunca nesillerden nesillere aktarılmıştır. Günümüzde görüp duyduklarımızın çoğu da şimdiye has bir uygulama değildir. Çoğu kadim bilgilere dayanır. Modern enerji uygulamalarının dahi kökeni Çin tıbbına, Yunan felsefesine, Anadolu bilgeliğine kadar eskiye gitmektedir.
Peki bolluk ve bereket nedir, nasıl bir enerjidir?
Bolluk, evrende her şeyden bol bol olması; bereket ise var olan bolluğun şenlenmesi, artması, çoğalmasıdır.
Evrendeki sonsuz kaynaklara ulaşmaya izinli olduğumuzu bilmek doğrudan bolluk bilinciyle ilgilidir. Bolluk bir bilinçtir. O titreşime uyumlandığımızda, o bilince uyandığımızda bolluk kapılarını aralarız. Para ise bolluk bereket bilincinin sadece bir yansımasıdır. Bu bilinç yapısında paranın miktarından önce nasıl para kazandığımız kazanırken ne hissettiğimiz, parayı harcarken nasıl hissettiğimiz çok önemlidir.
Bu öyle bir bilinçtir ki içimizdeki yokluk hissiyle katlık bilinci ile kaybetme korkuları ile olanı göremez ve bu inançları pekiştirecek deneyimlerden geçeriz. Sonra da bunlara tamamen kapılır gerçekliğimiz haline getiririz.
Örneğin bir çocuk parasını harcarken hiç düşünmez. Ona sunulanı gönlünce harcar. Harcarken şüphe duymaz, endişe duymaz gerisini düşünmez. Anda yaşar ve
ona geleceğini bilir. Biz de Yaradan’ın bize sunduklarının sonsuz olduğunu hatırlarsak daha da derine inersek bu dünyada başı boş olmadığımızı Yaradan’ın bizi her daim koruyup gözettiğini hatırlarsak… Yani Yaradan’nın bize gani gani bolluk bereket ve para sunacağına inansak yaşamımız nasıl dönüşürdü?
Para, özünde Yaradan’ın insanlığa ihtiyaç ve hayallerini gerçekleştirmek üzere verilmiş bir nimettir. Para diye kazandığımız, elimizde, cebimizde tuttuğumuz nesne aslında bizim doğuştan almaya hakkımız olan bir nimettir.
Para enerjisi diye niyet ederek enerji alanından sezgisel olarak gözlem yaptığımızda
saf bir akışla karşılaşıyoruz. Oysa para konusunda oldukça dertliyiz. Çoğunlukla duyduklarım “ yetmiyor,kazanıyorum ama bereketi yok, elimde para tutamam, kazancımdan çok harcarım, para kirlidir, ben paraya takılmam, değer para ile ölçülmez…” Bunlar çeşitli şekillerde kodlamış olduğumuz ve biraz önceki para tanımına ulaşmamız engelleyen düşünce formlarından yalnızca bir kaçı. Bu düşünceler, bolluk ve bereket kapımızı kapatmakla kalmıyor olana şükretmemizi hayallerimize giden yolda yaratımlar gerçekleştirmemizi de engelliyor. Bu düşüncelerle kendimize yeni kapılar açmamız hele ki bolluk ve bereket içinde yaşamamız mümkün değil.
Hatırlayalım, bolluk ve bereket kapısı kalptir. Kalbin kapısı da sevgi, neşe ve keyifle açılır. Bolluk ve bereket kalpten samimi bir niyet ve farkındalıklı tercihler yaparak akar.
Bugünden itibaren kalbinizde sevgi,neşe ve keyif enerjileri titreşmeli dileğimle…
Sevgiler,
Modern Enerji Uzmanı
İrem T. NAMOĞLU
