ŞÜKRET PARA GELSİN
ŞÜKRET PARA AKSIN
ŞÜKRET PARA YAĞSIN
Eskilerin yağmur duasına çıktığı gibi, yağmur duasına çıksak gökten para yağar mı?
Bugün internette ”Yağmur Duası” diye bir arama yaptığımızda, bir çok içerik ve haberle karşılaşıyoruz. İnsan yağmur yağsın diye, yağmur duasına çıkarak aslında ne yapıyordu?
İnsan yerleşik yaşama geçmeden önce hep suya ulaşabileceği alanları aradı. Yerleşik yaşama geçilmesiyle birlikte ise yine suya ulaşmaya çalıştı. Zamanla şehirlere su taşıma sistemini geliştirdi ve tepelere kurulmuş şehirlere su ulaştırıldı. Kıyılar ticarethanelere dönüştü. Nice göçler ve savaşlar gördü bu sular, bu topraklar…
Peki bunun para ile ne ilgisi var?
Doğduğumuz bu dünyanın hangi köşesine bakarsanız bakın bu suyun, bu toprağın yani bu dünyanın hafızasında suyun değerli olduğu inancı vardır• Fakat o değer bu güne dek insandan doğaya yansımadı. Doğa bu kadar canlı ve cömertken, insan onu kendine sunulmuş bir alan olarak gördü ve kullandı. Oysa burada bir bütün olarak deneyimde olduğunu farketseydi, bugün dünyamız daha yaşanılır bir halde olabilirdi.
Eskilerin yağmur duasına çıkmaları, yani topluca dua etmeleri, o birlik bilincini uyandırarak ihtiyaçlarını karşılamak içindi. Bir anlamda birlik bilinci ile ortak niyetlerini gerçekleştirdiler. Özellikle o zaman, su yoksa hayat yoktu. Bugün de bir dağın başında kalsanız susayıp acıktığınızda ilk işiniz akan bir su aramak olacaktır. Çünkü fizyolojik ihtiyaçlarımız bizi nefes alıp vermek kadar, öncelikli olan su ihtiyacımızı karşılamaya itecektir. Bugün yaşadığımız alanlarda suyun ulaşılabilirliği, ona verdiğimiz değeri ne yazdık ki azalttı. Her ne kadar iklim ve su krizinden bahsedilse de bu henüz suya erişimimiz kısıtlanmadığı için hâlâ gündemimizde değil.
İnsanın bugünkü gündeminde öncelikle para olması ve bunun su ile bağlantısı ise ilginç değildir. Çünkü su ve para bize ilahi akışı hatırlatan aynı hatta bağlı enerjilerdir.
Su elementi enerji olarak akışkan bir enerjiyi temsil eder. Yaradan’ın dişil vehçesidir. Dişil enerji dediğimiz enerjinin özüdür. Dünya’daki tüm sular; okyanuslar, denizler, göller, nehirler, şelaleler ve sabahları erkenden oluşan çiğ damlaları dahi O’nun suretleridir.
Fiziksel bedenimizde kan, ter, göz yaşı bütün sıvılarla eşleşirken enerji bedenimizde
tüm pelvik bölgeyi kapsayan noktalarda, enerjinin yoğunlaştığı merkez noktalarda, yani çakralarda temsil edilir. Su elementi ile bolluk bereket para enerjisi, aynı alanlarda bir bütün olarak titreşir.
Bizi hayatta tutan kök çakramız, yarattıklarımızı destekleyen sakral çakramız ve yaratıcılığı besleyen solar pleksus çakramız, tüm çakralarımızla bir salınım halinde titreşir ve özellikle hayatta kalmak, aidiyet, köklenme, güven, yaratım ve yaratıcılık konularında deneyimlerimizi etkiler.
Bugün insanlığın en temel kaygısı hâlâ hayatta kalmak ve para kazanmak olduğundan çakralarımız bu düzlemde titreşir ve dünyaya böyle bir noktadan yayın yapar. Bu titreşimler deneyimlerimizi belirler ve deneyimlerimiz yeniden bir kayıt oluşturur ve titreşir. Böyle bir döngü içindeyken, yaşamın içinde önceliklerimizi farkındalıkla belirleyerek, bilinçli bir seçim yapmak çok önemlidir. Çünkü bu noktada bilinçli seçimler yapmadıkça döngü böyle sürüp gider…
Döngülerin içinde kalıplaşmış inançlarımızı, duygularımızı ve düşünce yapımızı farketmek de bunun bir parçasıdır. Dünyamızda bu güne dek yaşanan her şeyin hafızası, tüm yaşanmışlıklar, atalarımız, ailemiz ve kültürümüz vesilesiyle kollektif bilinç olarak bizi etkileyen bir titreşim içindedir.
Atalarımızın, ailemizin kültürel yapımızın ve yakın çevremizin yaşanmışlıkları üzerine doğuyor, büyüyor ve şekilleniyoruz. Onların yaşayışlarını inançlarını düşüncelerini ve duygularını benimsiyoruz. Belli bir yaşa gelip kendi seçimlerimizi yapana dek bir sistemin içinde kalıyoruz. Bugüne dek su ve paraya dair nasıl bir inanç geliştirmişlerse, bize onu aktardıklarından, aslında bunları keşfetmek her şeyden önceliklidir. Keşfettikçe bilinçli seçimler yapmamız, paraya dair yeni bakış açıları kazanmamız, dolayısıyla para enerjisiyle titreşmemiz kolaylaşır. Ayrıca para enerjisi yine tüm bu konularla birlikte değerlilik bilinci ile titreşir. Kendine has bir titreşimi ve değeri vardır. Çekim yasası gereği, kendini değerli hissene çekilir. Bu titreşimle salınım yapan alanlara yönelir. Dolayısıyla yine dönüp kendimizi keşfetmek, paraya dair inançlarımızı keşfederek değerlilik bilinci ile yaşamak esastır. Böylece bilinçli seçimler yapar, frekansımızı yükseltir ve para enerjisiyle birlikte titreşiriz. Neyle titreştirsek yaşamımıza onu çekeriz, onu yaşarız.
Bu titreşimi en çok arttıran şey ise şükretmektir.
Güne şükürle başlamak, günlük tutar gibi şükrettiğimiz şeyleri yazmak, günü şükürle tamamlamak frekansımızı hızlıca yükseltir. Şükrederek, olan ve olacak olanın güzelliğini görür, yepyeni olasılıkları görmeye başlarız.
Her sabah elinizde olan, şuan sahip olduğunuz her şey için şükretmeye başlayın. Farkı göreceksiniz.
Şükredin para gelsin, şükredin para aksın, şükredin para yağsın…
Hepinize şükür hissiyle dolduğunuz bolluk bereket dolu bir gün dilerim.
Sevgilerle,
Modern Enerji Uzmanı
İrem.
