CHP’nin genç ve kadın siyasetçileri arasında yer alan Meltem Oğuz, Alanya’da belediye başkanı ile CHP Alanya İlçe Başkanı arasında yaşanan siyasi tartışmaya ilişkin şahsi sosyal medya hesapları üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Oğuz, yaşananların yalnızca iki kişi arasındaki karşılıklı hesaplaşma olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, her iki tarafa da siyasi sorumluluk ve parti kimliği üzerinden sorular yöneltti.

Gazipaşa ve Alanya’nın Ankara’daki temaslarında köprü görevi üstlenmesi ve Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) yolunda önemli bir rol üstlenmesi beklenen Oğuz, açıklamasında CHP’nin kurumsal yapısına, siyasi sorumluluğa, parti örgütüne ve seçmen iradesine vurgu yaptı.
Oğuz, açıklamasında belediye başkanının CHP oylarıyla seçilmesinin beraberinde siyasi bir sorumluluk getirdiğini ifade ederken, CHP Alanya İlçe Başkanı’nın geçmişte partiden ayrılma gerekçesine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
“Asıl meseleyi gözden kaçırmak olur”
Meltem Oğuz’un Alanya’daki tartışmaya ilişkin açıklaması şöyle:
“Bugün Alanya’da yaşanan tartışmaya iki kişinin karşılıklı hesaplaşması olarak bakmak, asıl meseleyi gözden kaçırmak olur.
Bir tarafta, Cumhuriyet Halk Partisi’nin oylarıyla belediye başkanı seçilmiş, ardından başka bir siyasi oluşumla yakınlığı tartışma konusu olmuş ve CHP tarafından kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilmiş bir belediye başkanı var.
Diğer tarafta ise geçmişte CHP’den ayrılmış, bugün yeniden CHP’nin Alanya İlçe Başkanlığı görevini üstlenmiş ve geçmişteki ayrılışını “Atatürk’e dil uzatan bir anlayışın yanında olmadım” sözleriyle açıklayan bir ilçe başkanı var.
Burada her iki tarafa da sorulması gereken siyasi sorular vardır.
Sayın Belediye Başkanı;
Bir siyasi partinin çatısı altında seçilmek yalnızca bir adaylık meselesi değildir. O partinin örgütünün emeğini, seçmeninin güvenini, tarihini ve siyasi kimliğini de beraberinde taşır. Kişilerle, yöneticilerle veya parti içindeki bazı çevrelerle yaşanan anlaşmazlıklar, o siyasi sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Başka siyasi yapılarla kurulan yakınlığın CHP seçmeninde ve örgütünde yaratacağı soru işaretlerini de görmezden gelmek mümkün değildir.
Sayın İlçe Başkanı;
Atatürk’e yönelik kabul edilemez sözlere karşı çıkmak elbette CHP’nin tarihsel kimliği açısından son derece açıktır. Ancak mesele yalnızca “Yanındaki insanlar nedeniyle yanında olmadım” demekle kapanmaz. Bir belediye başkanının çevresindeki kişilerle anlaşmazlık yaşamak başka şeydir; CHP’den ayrılmak başka şeydir. Eğer savunduğunuz değer CHP’nin ve Atatürk’ün çizgisiyse, o değerleri savunmanın yolu gerektiğinde parti içinde mücadele etmekten, itiraz etmekten ve siyasi tavrınızı örgüt içerisinde ortaya koymaktan da geçer.
Dolayısıyla bugün birbirinize geçmiş üzerinden hesap sorarken, her iki tarafın da önce kendi siyasi tercihlerinin sorumluluğunu taşıması gerekir.
Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi ne bir belediye başkanının kişisel siyasi geleceğinin aracıdır ne de bir ilçe başkanının geçmiş hesaplaşmalarının sahnesidir.
CHP, kişilerden daha eski ve kişilerden daha büyük bir siyasi yapıdır.
Belediye başkanları gelir, ilçe başkanları değişir, yöneticiler görevlerini bırakır. Ancak geride partinin kurumsal itibarı, örgütün emeği ve sandıkta o partiye güvenerek oy veren insanların iradesi kalır.
Bugün Alanya’nın ihtiyacı “Sen o gün şunu yaptın, ben bunun için bunu yaptım” kavgası değildir.
Siyaset, geçmişteki kişisel kırgınlıkları bugünün makamları üzerinden birbirine fırlatmak değildir. Siyaset; ilke, tutarlılık ve sorumluluk gerektirir.
Atatürk’ü savunmak da yalnızca bir tartışmada onun adını kullanmak değildir. Atatürk’ün kurduğu siyasi geleneğe sahip çıkmak; kişilerin üzerinde kurumları, kişisel hesapların üzerinde ilkeleri ve makamların üzerinde halkın iradesini tutabilmektir.
Bu nedenle her iki tarafa da düşen, CHP’yi kendi aralarındaki tartışmanın tarafı veya aracı hâline getirmek yerine kendi siyasi kararlarının hesabını kamuoyuna açıkça vermektir.
Biriniz neden CHP’den ayrıldığınızı, diğeriniz CHP’nin oylarıyla geldiğiniz makamda neden başka siyasi çevrelerle yan yana görüntü verdiğiniz konusunda seçmene açıklama yapmak durumundasınız.
Fakat bu hesaplaşmanın adresi CHP olmamalıdır.
Çünkü CHP, iki siyasetçinin birbirine karşı kullanacağı bir koz değil; milyonlarca insanın siyasi iradesini temsil eden köklü bir kurumdur.
Kişiler arasındaki mücadele geçer.
Makamlar geçer.
Kırgınlıklar da geçer.
Ama siyasi kurumlara verilen zarar ve seçmenin hafızasında oluşan güvensizlik kolay kolay geçmez.
Alanya’da yapılması gereken, kişisel hesaplaşmayı büyütmek değil; siyaseti yeniden ilke, kurum ve halkın iradesi üzerinden konuşmaktır. Halk için siyaset yapmak ve halkı düşünmektir. Halka hizmetin hakka hizmet olduğunu bilmek ve bunun için çalışmaktır .
CHP’nin yeri de tam olarak burasıdır:
Kişilerin arasında değil, ilkelerinin arkasında.”
