Gayrimenkul sektöründe bir süredir başarıdan çok motivasyon konuşuluyor. Bunun tesadüf olmadığını kabul etmek gerekiyor. Başarı ölçülebilir, motivasyon ise alkışla geçiştirilebilir. Ölçüm, sorumluluk doğurur; alkış ise meseleyi kapatır.
Bugün sektörde yaşanan birçok yapısal sorun, “kişisel gelişim” diliyle bireyselleştiriliyor. Satış yapamayan danışmanın piyasa koşulları, gelir paylaşımı, ilan maliyetleri ya da hukuki riskleri konuşulmuyor. Bunun yerine daha çok çalışması, daha çok inanması, daha büyük hedefler koyması bekleniyor.
Bu yaklaşım, danışmanı güçlendirmiyor; yükü danışmanın omzunda bırakıyor. Amerikan menşeli koçluk ve motivasyon modeli, gayrimenkulde çoğu zaman gelişimden çok sistemin sürekliliğini sağlama işlevi görüyor. Danışman motive ediliyor ama yetkilendirilmiyor. Alkışlanıyor ama korunmuyor. Risk alması bekleniyor ama karar mekanizmalarına dahil edilmiyor.
Danışman girişimci gibi sorumluluk taşırken, sonuçlar başarısız olduğunda bireysel yetersizlikle etiketleniyor. Oysa başarı kurumsal haneye, başarısızlık bireysel haneye yazılıyor.
Bu yapı uzun vadede ne kazandırıyor? Motivasyonu yüksek ama güvencesiz, sürekli tükenmeye açık bir insan kaynağı.
Sektörün bugün daha fazla koça değil; daha fazla şeffaflığa, adil paylaşıma ve sahaya temas eden yönetime ihtiyacı var. Gelişim, sloganla değil; yapı ile olur. Bu nedenle mesele motivasyon eksikliği değil. Mesele, motivasyonun gerçeğin yerine konmasıdır. Ve bu gerçeği konuşmadan, sektörde sürdürülebilir başarıdan söz etmek mümkün değildir.
Gayrimenkul Danışmanı Ada Er




