Değerli spor severler, aileler, antrenörler, eğitimciler; bu yazıyı yazarken amacım; kimseyi yargılamak ya da bir şeyleri öğretmek değil; son dönemde sahalarda, salonlarda yaşanılanlar ve hiç görmek istemeyeceğimiz davranışların spor yapan ya da sporu seyrederken keyif alan çocuklarımızın olumsuz etkilenmelerine imkân vermemek… Çünkü onlar bizlerin, bu ülkenin geleceği…
Unutulmamalıdır ki; sporcu olan çocukların gelişiminde ailenin etkisi büyük önem taşır. Bu nedenledir ki; her bir aile üyesinin sporcu çocuğun üzerinde sorumluluğu oldukça fazladır. Bir aile üyesinin şiddete meyilli olması, sporcu bir çocuğun gelişimi üzerinde olumsuz etkiler doğurabilir. Şiddeti gözlemleyen çocuklar; stres, endişe, korku ve travma yaşayabilir. Spor yaparken böylesi psikolojik durumlar performanslarını olumsuz etkileyecektir. Sporda rekabetçi bir ortamda bu tarz davranışlar çatışmalara ve sorunlara yol açabilir. Bu durum, çocukların spor alanında yeteneklerini sergilemede ve takım arkadaşlarıyla etkileşimde bulunmalarında güçlükler yaşamalarına neden olur.
Çocuklar, ailelerinin spor müsabakalarında veya antrenmanlarda aşırı baskıcı veya agresif davranmaları durumunda rahatsızlık duyabilirler. Bu tür davranışlar, çocukların performanslarını ve genel olarak spor yapma isteklerini olumsuz etkileyecektir. Ebeveynlerin, çocuklarının spor aktivitelerinde sergiledikleri davranış biçimleri, çocukların duygusal ve psikolojik refahlarını önemli ölçüde etkileyebilir.
Ebeveynler, çocuklarının spor yapma sürecinde onları desteklemeli ve cesaretlendirmelidir. Pozitif bir yaklaşım sergilemek, çocuğun spor yaparken keyif almasını ve daha iyi performans göstermesinde etkili olacaktır. Olumlu bir atmosfer ve destekleyici bir yaklaşım, çocukların spor yaparken kendilerine güvenmelerini ve yeteneklerini daha iyi geliştirmelerini sağlayabilir.
Spor, sadece fiziksel becerileri geliştirmenin ötesinde, karakter gelişimi için de önemli bir platformdur. Hakemlerin, antrenörlerin, oyuncuların hatalarını anlayışla karşılamak, genç sporculara empati, hoşgörü ve saygı gibi değerleri öğretir. Bu tutum ayrıca, genç sporcuların kaygıyı ve stresi daha az duymasına yardımcı olacaktır.
İşte değerli ebeveynler, eğitimciler ve antrenörler çocuklarımızın her şeye rağmen başarması ve kazanması mı yoksa tüm bu bilimsel veriler ışığında sağlıklı bireyler olarak yetişmesi mi? Eminim ki; bu sorunun cevabını hepimiz biliyoruz…
Sevgilerimle, hoşça kalın.
Teknik Direktör
Şafak ÖZAYDIN



