Tapuda Adalet Arayışı: İptal ve Tescil Davaları

KÖŞE YAZISI kapak (2)

Gayrimenkul, çoğu insanın hayatında yaptığı en büyük yatırımdır. Bir daire, bir arsa, belki yılların birikimi… Tapuyu elinize aldığınızda içiniz rahatlar, “Artık benim” dersiniz. Ama işin aslı öyle değil. Yıllardır bu sektörde danışanlarıma şahit oldukça gördüm: Elinizde tapu olsa da, bazen mahkeme salonlarının kapısını aşındırmak zorunda kalıyorsunuz.

Tapu iptali ve tescil davaları, Türkiye’de en çok görülen gayrimenkul davalarının başında geliyor. Neden mi? Çünkü miras paylaşımında yapılan haksızlıklar, muvazaalı (gizli niyetle) yapılan satışlar, sahte imzalar ya da yanlış işlemler, bir taşınmazın kime ait olduğunu tartışmalı hale getiriyor. Mesela babasının arsasını “ileride sorun çıkmasın” diye kardeşlerinden birine devreden ama gerçekte mal kaçırmak isteyen aile büyükleri… Ya da satış yapılmış gibi gösterilen, aslında hiç gerçekleşmeyen işlemler… Sonunda mahkeme devreye giriyor ve kimin hak sahibi olduğuna karar veriyor.

Peki vatandaş ne yapmalı? Benim sahada en çok önerdiğim şey şu: Alacağınız ya da satacağınız gayrimenkulün geçmişini mutlaka araştırın. Tapu müdürlüğünden kolayca görülebilecek “şerh, ipotek, haciz” gibi kayıtları kontrol edin. Noter ya da avukat desteğini “masraf” olarak değil, “yatırım sigortası” olarak görün. Çünkü dava sürecine girmek hem yıllar alıyor hem de tarafları yıpratıyor.

Bugün birçok yatırımcı, “Nasıl olsa tapum var, sorun çıkmaz” diye düşünerek büyük risk alıyor. Oysa tapu, sadece kâğıt üzerindeki bir belgedir. Onu sağlamlaştıran şey, işin hukuki boyutunu en baştan doğru yönetmektir. Ben gayrimenkul danışmanı olarak hep şunu söylerim: Yatırımınızın büyüklüğü kadar, alım satım sürecindeki dikkatiniz de önemlidir. Tapunuzu aldığınızda gönlünüz rahat olsun istiyorsanız, işi şansa bırakmayın.

Exit mobile version