Alanya Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen ve Alanya kıyılarındaki plastik kirliliğine ilişkin bilimsel araştırma raporunun kamuoyuyla paylaşıldığı toplantıda, Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik’in çevre denetimleriyle ilgili açıklamaları yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi.
Toplantıda Başkan Özçelik’e, çevre izinleri bulunan deşarj ve yükleme tesislerinin denetimi ile çevre ihlallerine karşı uygulanan yaptırımların yeterince caydırıcı olup olmadığı soruldu. Özçelik ise belediyelerin bu tesisleri denetleme yetkisinin bulunmadığını savundu.
Başkan Özçelik açıklamasında, “Belediyelerin bu tesisleri denetleme yetkisi yok. Bir tesisin kapısına gidip ‘Denetlemeye geldik’ dediğinizde sizi içeri almak zorunda değiller. Yetkimiz olmadığı için bir şey yapamıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Ancak yürürlükteki mevzuat incelendiğinde, Başkan Özçelik’in açıklamalarının belediyelerin tüm yetkilerini yansıtmadığı görülüyor.
Mevzuata göre çevre denetimi kapsamında teknik inceleme yapmak, çevre cezaları kesmek ve Çevre Kanunu kapsamındaki yaptırımları uygulamak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yetkisinde bulunuyor. Bu noktada belediyelerin doğrudan çevre cezası uygulama yetkisi bulunmuyor.
Buna karşın belediyeler, özellikle ruhsat ve belediye mevzuatı kapsamında önemli denetim yetkilerine sahip.
Ruhsatlı işletmelerde belediyeler;
İşletmenin ruhsat şartlarına uygun faaliyet gösterip göstermediğini denetleyebiliyor.
Ruhsat kapsamı dışında faaliyet yürütülüp yürütülmediğini kontrol edebiliyor.
Belediye mevzuatına aykırılık tespit ettiğinde idari işlem başlatabiliyor.
Ağır ihlallerde ruhsatla ilgili işlem tesis edebiliyor.
İmar ve zabıta mevzuatı kapsamında denetim gerçekleştirebiliyor.
Tespit ettiği çevre ihlallerini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne bildirebiliyor.
Ruhsatsız işletmelerde ise belediyenin yetkileri çok daha geniş.
Belediye;
Ruhsatsız faaliyeti tespit edebiliyor.
Tutanak düzenleyebiliyor.
İşletmenin faaliyetini durdurabiliyor.
İş yerini mühürleyebiliyor.
Ruhsat alınana kadar işletmenin çalışmasını engelleyebiliyor.
Gerekli durumlarda Cumhuriyet Savcılığı ile ilgili kamu kurumlarına bildirimde bulunabiliyor.
Bununla birlikte belediyeler, çevre kirliliği tespit etmeleri halinde durumu ilgili Bakanlık birimlerine bildirmekle de yükümlü.
Dolayısıyla belediyelerin Çevre Kanunu kapsamında teknik çevre denetimi yapamaması veya çevre cezası kesememesi, hiçbir denetim yetkilerinin bulunmadığı anlamına gelmiyor. Mevzuat, belediyelere özellikle ruhsat, imar, zabıta ve idari işlemler konusunda önemli sorumluluklar yüklüyor.
Bu nedenle Başkan Osman Tarık Özçelik’in “Belediyelerin bu tesisleri denetleme yetkisi yok” şeklindeki açıklaması, belediyelerin sahip olduğu ruhsat ve idari denetim yetkileri dikkate alındığında kamuoyunda soru işaretlerine neden oldu.
Şimdi kamuoyu adına Başkan Osman Tarık Özçelik’e şu soruları yöneltmek gerekiyor:
Belediye olarak ruhsatlı işletmeleri ruhsat şartları yönünden denetleme yetkiniz varken, neden “Belediyelerin bu tesisleri denetleme yetkisi yok” dediniz?
Ruhsat şartlarına aykırılık tespit edildiğinde işlem yapabilen bir belediye, gerçekten “hiçbir şey yapamıyoruz” diyebilir mi?
Çevre kirliliği tespit edildiğinde bunu ilgili Bakanlık birimlerine bildirmek belediyenin yasal sorumluluğu değil mi?
Açıklamanız, belediyenin yasal yetkilerinin bilinmediğini mi gösteriyor, yoksa kamuoyuna eksik bir değerlendirme mi aktarıldı?



