Mega Geziyor bu hafta rotasını Manavgat’ın Beşkonak bölgesine çeviriyor. Toros Dağları’nın arasında saklanan, Köprüçay’ın serin sularıyla hayat bulan ve tarihi köprüleri, antik kentleri, yemyeşil ormanları ve adrenalin dolu rafting parkuruyla dikkat çeken Köprülü Kanyon Milli Parkı, Antalya’nın keşfedilmeyi bekleyen en özel rotalarından biri.
Deniz, kum ve güneş üçlüsünden biraz uzaklaşıp doğanın kalbine girmek isteyenler için Köprülü Kanyon, tam anlamıyla başka bir Antalya deneyimi sunuyor. Burada bir yanda yüzlerce yıllık ağaçların gölgesinde akan Köprüçay, diğer yanda Roma döneminden günümüze ulaşan tarihi köprüler ve yukarı doğru uzanan Toroslar bulunuyor.
Kısacası bu hafta Mega Geziyor, Manavgat Beşkonak’ta doğanın, tarihin ve maceranın izini sürüyor.

Köprülü Kanyon Nerede?
Köprülü Kanyon Milli Parkı, Antalya’nın Manavgat ilçesinde, Beşkonak bölgesinde yer alıyor. Milli park; Manavgat, Serik ve Isparta’nın Sütçüler ilçesine kadar uzanan geniş bir doğal alanı kapsıyor.
1973 yılında milli park ilan edilen bölgenin resmi kayıtlardaki yüzölçümü yaklaşık 47 bin 473 hektar olarak belirtiliyor. Parkın içerisinde Köprüçay’ın yanı sıra Selge Antik Kenti, Oluk Köprü, Büğrüm Köprü, Tazı Kanyonu, Adam Kayalar ve geniş servi ormanları gibi çok sayıda doğal ve tarihi değer bulunuyor.
Köprülü Kanyon’un en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Bolasan ile Beşkonak arasında uzanan yaklaşık 14 kilometrelik kanyon. Dik kaya duvarları ve Köprüçay’ın oluşturduğu doğal yapı, bölgeye kendine özgü bir görünüm kazandırıyor.
Köprülü Kanyon’un Hikâyesi: Sadece Doğa Değil, Binlerce Yıllık Tarih
Köprülü Kanyon’u özel yapan en önemli özelliklerden biri, doğa ile tarihin aynı rota üzerinde buluşması.
Kanyonun çevresi antik dönemlerden bu yana önemli bir ulaşım güzergâhı olarak kullanıldı. Bölgedeki tarihi yollar, köprüler ve su yapıları geçmişte Toroslar ile Pamfilya arasındaki ulaşımın izlerini bugüne taşıyor.
Bölgenin en önemli tarihi noktası ise Selge Antik Kenti.
Toroslar’ın güney yamacında, yaklaşık 950 metre yükseklikte kurulan Selge’nin tarihi MÖ 2. binyıla kadar uzanıyor. Kent; zeytinyağı, şarap, tıbbi ve aromatik bitkiler ile kereste üretimi sayesinde önemli bir ekonomik güce ulaşmıştı. Günümüzde ise tiyatro, agora, Zeus Tapınağı, surlar, hamam, sarnıçlar ve bazilika kalıntılarıyla geçmişin izlerini taşıyor.
Yani Köprülü Kanyon’a gelen ziyaretçiler isterlerse aynı gezi içerisinde doğa, rafting ve antik kent deneyimini bir arada yaşayabiliyor.

Oluk Köprü: Köprülü Kanyon’un Tarihi Simgesi
Köprülü Kanyon denildiğinde akla gelen yapılardan biri de Oluk Köprü.
Köprüçay üzerinde yer alan tarihi taş köprü, antik dönemin mühendislik anlayışını günümüze taşıyan önemli yapılardan biri. Köprünün bulunduğu bölge aynı zamanda Selge’ye uzanan antik yolun önemli noktalarından biri.
Bugün Oluk Köprü’nün çevresinde duran ziyaretçiler, bir tarafta Köprüçay’ın serin sularını, diğer tarafta Toroslar’ın sarp kayalıklarını görebiliyor.
İşte bu nedenle Köprülü Kanyon gezisi yalnızca fotoğraf çekip geri dönülecek bir rota değil; adım attıkça başka bir hikâyeyle karşılaşılan bir açık hava müzesi niteliğinde.
Köprülü Kanyon’da Rafting Heyecanı
Köprülü Kanyon’un en büyük turizm değerlerinden biri ise kuşkusuz rafting.
Köprüçay, Türkiye’nin en önemli rafting parkurlarından biri olarak öne çıkıyor. Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün verilerine göre bölgede yılın yaklaşık 8 ayı rafting yapılabiliyor. Parkurun bazı bölümleri amatörlere uygunken, bazı bölümleri profesyonel sporculara hitap ediyor.
Rafting parkurunda akarsuyun doğal akışı, küçük çağlayanlar ve daralan vadi bölümleri macera tutkunlarına heyecanlı bir deneyim yaşatıyor.
Üstelik rafting yalnızca profesyonellerin yapabileceği bir spor değil. Gerekli güvenlik ekipmanları ve rehber eşliğinde düzenlenen turlar sayesinde ilk kez rafting yapacak ziyaretçiler de bu deneyimi yaşayabiliyor.
Ancak burada önemli bir nokta var:
Köprüçay eğlenceli olduğu kadar ciddiye alınması gereken bir akarsu.
Rafting sırasında can yeleği ve kask gibi güvenlik ekipmanlarının kullanılması, rehberin talimatlarına uyulması ve parkurun özelliklerine göre hareket edilmesi gerekiyor.

Rafting Yapmadan da Köprülü Kanyon Gezilir mi?
Kesinlikle.
Köprülü Kanyon yalnızca rafting için gidilecek bir yer değil.
Köprüçay kenarında yürüyüş yapmak, tarihi köprüleri görmek, orman içerisinde vakit geçirmek, piknik yapmak ve bölgenin doğal güzelliklerini fotoğraflamak isteyenler için de oldukça geniş seçenekler bulunuyor.
Özellikle yaz aylarında sahildeki sıcak havadan uzaklaşmak isteyenler için Köprüçay’ın serinliği başlı başına bir avantaj.
Rafting yapmayacaksanız bile Oluk Köprü, Selge Antik Kenti, Tazı Kanyonu ve Adam Kayalar gibi noktaları aynı gezi planına dahil ederek günü dolu dolu değerlendirebilirsiniz.
Tazı Kanyonu’nu da Görmeden Dönmeyin
Köprülü Kanyon rotasının son yıllarda en çok ilgi gören duraklarından biri de Tazı Kanyonu.
Köprülü Kanyon Milli Parkı içerisinde yer alan Tazı Kanyonu, yüksek kayalıkları ve Köprüçay Vadisi’ne hakim manzarasıyla özellikle fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli konu güvenlik.
Yüksek kayalıkların bulunduğu seyir noktalarında kenara fazla yaklaşmamak, özellikle çocukları yalnız bırakmamak ve zeminin durumuna dikkat etmek gerekiyor.
Manzara için gidip güvenliği ikinci plana atmayın.
Köprülü Kanyon’a Nasıl Gidilir?
Köprülü Kanyon’a ulaşım için en çok kullanılan güzergâh Antalya–Manavgat karayolu üzerinden Taşağıl ve Beşkonak yönüne ilerlemek.
Antalya tarafından gelenler, Serik’i geçtikten sonra Taşağıl–Beşkonak–Köprülü Kanyon tabelalarını takip ederek kuzeye ilerleyebiliyor.
Resmi turizm kaynaklarına göre Serik geçildikten yaklaşık 5 kilometre sonra bulunan sapaktan dönülerek yaklaşık 37 kilometrelik yolun ardından milli parka ulaşılabiliyor.
Manavgat tarafından gelecek ziyaretçiler ise Taşağıl üzerinden Beşkonak yönünü takip ederek bölgeye ulaşabiliyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü de Manavgat’tan Köprülü Kanyon’a yaklaşık 50 kilometrelik mesafe bulunduğunu belirtiyor.
Yaklaşık Mesafeler
- Manavgat – Köprülü Kanyon: yaklaşık 50-63 km
- Serik – Köprülü Kanyon: yaklaşık 40-50 km
- Antalya merkez – Köprülü Kanyon: yaklaşık 85-90 km
- Alanya – Beşkonak/Köprüçay: yaklaşık 118 km
Mesafeler, milli park içerisindeki hangi noktaya gidildiğine ve kullanılan güzergâha göre değişiklik gösterebilir.

Toplu Taşıma ile Gidilir mi?
Köprülü Kanyon’a doğrudan şehirlerarası toplu taşıma ile ulaşım oldukça sınırlı.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün verdiği bilgiye göre Antalya veya Manavgat yönünden gelen ziyaretçiler Taşağıl–Köprülü Kanyon sapağında indikten sonra Beşkonak yönüne giden minibüslerle bölgeye ulaşabiliyor.
Bu nedenle özellikle ilk kez gidecekler için özel araç veya düzenlenen günübirlik turlar daha pratik bir seçenek olabilir.
Köprülü Kanyon’a Giriş Ücreti Ne Kadar?
2026 yılı için Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün Köprülü Kanyon Milli Parkı sayfasında ziyaret alanına ilişkin ücret tarifeleri yayınlanıyor. Sayfada 60 TL, 120 TL, 180 TL, 540 TL ve 1.800 TL şeklinde farklı giriş/araç kategorilerine ait ücretler yer alıyor.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu:
Milli park giriş ücreti ile rafting ücreti aynı şey değil.
Rafting, kano, transfer, yemek ve benzeri hizmetler tur firmalarının paketlerine göre ayrıca ücretlendirilebiliyor.
Bu nedenle yola çıkmadan önce güncel tarife ile birlikte rafting yapacağınız işletmenin paket içeriğini kontrol etmekte fayda var.
Köprülü Kanyon’da Ne Yenir, Ne İçilir?
Köprülü Kanyon çevresinde en çok öne çıkan lezzetlerin başında alabalık geliyor.
Köprüçay’ın serin suları çevresinde hizmet veren işletmelerde alabalık, gözleme, köy kahvaltısı, ızgara çeşitleri ve yöresel ürünlerle karşılaşmak mümkün.
Özellikle rafting sonrasında nehir kenarında yemek yemek, bölgenin en keyifli deneyimlerinden biri.
Burada amaç yalnızca karın doyurmak değil; ormanların içerisinde, suyun sesi eşliğinde sofraya oturmak.
Konaklama İmkânı Var mı?
Köprülü Kanyon çevresinde günübirlik gezilerin yanı sıra konaklama seçenekleri de bulunuyor.
Bölgede pansiyon, bungalov ve kamp alanları mevcut. Bu nedenle doğayla daha fazla vakit geçirmek isteyenler günübirlik gezi yerine bir gece konaklamalı plan da yapabilir.
Özellikle yaz aylarında hafta sonları yoğunluk yaşanabildiği için konaklama düşünülüyorsa önceden rezervasyon yapılması daha doğru olacaktır.
Köprülü Kanyon’a Giderken Nelere Dikkat Etmeli?
Köprülü Kanyon doğa ile iç içe bir rota olduğu için klasik bir şehir gezisinden biraz farklı hazırlık yapmak gerekiyor.
Yanınıza mutlaka:
- Rahat ve kaymayan ayakkabı
- Mayo ve yedek kıyafet
- Havlu
- Güneş kremi
- Şapka
- Bol miktarda su
- Telefon için su geçirmez koruma
- Kişisel ihtiyaçlarınız için nakit veya ödeme imkânı
almanız faydalı olacaktır.
Rafting yapacaksanız tur firmasının sağladığı güvenlik ekipmanlarının eksiksiz olduğundan emin olun.
Ayrıca kanyon çevresinde doğaya çöp bırakmamak, ateş yakma kurallarına uymak ve tarihi yapılara zarar vermemek gerekiyor.
Çünkü Köprülü Kanyon yalnızca bugün bizim gezdiğimiz bir yer değil; gelecek kuşaklara bırakılması gereken doğal ve kültürel bir miras.
Mega Geziyor’un Köprülü Kanyon Rotası
Eğer “Köprülü Kanyon’a gittim ama her şeyi görmek istiyorum” diyorsanız, günü şöyle planlayabilirsiniz:
Sabah: Beşkonak ve Köprüçay çevresinde kahvaltı
Öğle öncesi: Oluk Köprü ve kanyon çevresinde keşif
Öğle: Nehir kenarında yemek
Öğleden sonra: Rafting macerası
Sonrasında: Tazı Kanyonu ve seyir noktaları
Vakit varsa: Selge Antik Kenti
Böylece tek bir gezi içerisinde doğa + tarih + macera + gastronomi deneyimini bir araya getirebilirsiniz.
Son Söz: Antalya’nın Sahilden Çok Daha Fazlası Var
Antalya denildiğinde akıllara çoğu zaman masmavi denizler, plajlar ve oteller geliyor.
Oysa Toroslar’a doğru birkaç kilometre ilerlediğinizde bambaşka bir Antalya başlıyor.
Köprülü Kanyon da bunun en güçlü örneklerinden biri.
Burada nehir var, orman var, antik kent var, tarihi köprüler var, kamp var ve adrenalin var.
Mega Geziyor bu hafta rotasını Manavgat Beşkonak’a çeviriyor ve herkese aynı soruyu soruyor:
Sizce Antalya’nın en güzel tarafı deniz mi, yoksa Toroslar’ın sakladığı bu eşsiz doğa mı?
Bizim cevabımız belli:
Bazen Antalya’yı gerçekten keşfetmek için denizden uzaklaşıp dağlara doğru gitmek gerekiyor.
Mega Geziyor’da yeni rotalarda görüşmek üzere!



