İyi Parti Alanya İlçe Bşk. Yardımcısı Sevda ONAR’ın Öğretmenler Günü Mesajı
Ulusumuzun kurtarıcısı ve devletimizin kurucusu Halaskargazi, Başkomutan, Başöğretmen Mustafa Kemal ATATÜRK’ün, 24 Kasım 1928 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti hükümetince kendisine verilen Millet Mektepleri Başöğretmenliği unvanını kabul ettiği tarihtir. O’nun 100. Doğum günü olan 1981 yılından bu yana 24 Kasım günü, Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.
Ulu önder, 1925 yılında öğretmenlere hitaben yaptığı bir konuşmasında;
“Eğitimdir ki bir milleti özgür, bağımsız, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da bir milleti esaret ve sefalete terk eder.” Sözleriyle milli eğitim alanındaki hedeflerini açıkça ifade etmektedir.
Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü, hakları ödenmez dediğimiz öğretmenlerimiz, hak ettikleri değeri, saygıyı, itibarı görebiliyorlar mı? Hakları için mücadele etmek zorunda mı kalıyorlar? Öğretmenlerimizin sorunları var mı?
Birlikte inceleyelim; öğretmenler, ülkemizin içinde bulunduğu yüksek enflasyon nedeniyle, (Ekim ayında açıklanan yoksulluk sınırının altında kalan maaşları ile) yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Kira, eğitim, sağlık, gıda, elektrik, su, yakıt gibi giderler düşünüldüğünde öğretmenlerimiz zorlu enflasyonun altında ezilmektedir.
Çalışan öğretmenlerimiz emekli olmaya korkar durumdadır. Çünkü, önceki yıllarda çalışan öğretmen maaşının %80 kadarı olan emekli öğretmen maaşı, %40 lara gerilemiştir. Bu kadar maddi kaybı göze alamayan öğretmenler, emekli olmaya korkar hale gelmiştir. Öğretmen emekli olmayınca, yeni öğretmen ataması yapılamıyor. Gençlerimiz sınıfa girmek yerine inşaat işçiliğinden, tezgahtarlığa, kasiyerliğe kadar ne iş bulurlarsa yapmak zorunda kalıyor.
Öğretmenler odasında da sorun bitmiyor! Sınıftan çıkıp, öğretmenler odasına gelen öğretmenler kademelere ayrılmış durumda. Ücretli öğretmen, sözleşmeli öğretmen, öğretmen, uzman öğretmen, başöğretmen. Eğitim fakültesinden mezun olan, tek derdi öğretmenlik olan meslektaşlarım, öğretmenler odasında farklı statülerde! Uzman ve başöğretmenlik hakkı kazanan öğretmenlere verilen artı ücretin seyyanen verilmesi sebebiyle, öğretmen emekli olduğunda aldığı ekstra ücret, emekli maaşına yansımıyor. Öğretmen emekli olduğunda daha fazla ekonomik kayba uğrayacağını düşünerek, emeklilik düşüncesinden vazgeçiyor. Öğretmen, 65 yaşına kadar meslekte kalmaya neredeyse mecbur bırakılıyor.
Öğretmenlik Mesleği Kanunu Teklifi 2024 yılında kabul edildi. ÖMK ile öğretmenlere, aba altından sopa gösteren bu teklif, MEB’in başarısız çalışmalarına örnektir. Bu kanunda yer alan sözleşmeli öğretmenlik, milli eğitim akademisi, akademiye alınacak öğretmenlerin ihtiyaçlarının karşılanması, merkezi sınavlarda ödenen düşük ücret, hizmet puanlarının tespiti gibi birçok konuda eksik kalan bu kanundan bir an önce vazgeçilmesi gerekmektedir.
Kamudaki tüm öğretmenlerin sadece kadrolu olarak istihdamı, özel okullardaki öğretmenlerin aylık ücretlerinin kamudakilerle aynı olmak zorundadır.
Atamalardaki şaibeleri bitmeyen mülakat fiyaskosundan vazgeçilip, KPSS başarısı esas alınmalıdır.
Liyakati esas alan yönetici atama sistemi olmalıdır.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli için sayın bakan çok düşünüp, çok mesai harcamış olmalı. Ancak bu mesaiyi, kimlerle harcadığı bizlerce aşikardır. MEB’de daha öncede, 2006/2007 ve 2017/2018 eğitim öğretim yıllarında köklü değişiklikler yapılmıştı. Bu köklü değişiklikler sonrası akıllara şu soru geliyor, MEB, yaptığı bu değişiklikler ile neyi amaçlıyor? Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni incelediğimiz ve uygulamanın hayata geçirildiği vakit görüyoruz ki, amaç ne milli eğitim, ne öğrenci, ne öğretmen !
Maarif Modeli’nden bir uygulama; ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum). Bir bakıyoruz ki, ÇEDES ile okullarımıza din adamları gelmiş. Milli, manevi, ahlaki, insani ve kültürel değerlerimizi defalarca yok sayan mevcut iktidar ve MEB, ÇEDES ile çiğnediği değerlerimizi, yeniden hayata geçirmeyi planlıyor. Fakat bunu öğretmenlerimiz ile değil din adamları ile yapacak! Bu yanlıştan hemen dönülmeli, eğitim gibi hayati bir konu işin ehli kişilerine bırakılmalıdır. Zira eğitim, uzman ellerde olmadığında bir milletin derin yaralar almasına sebep olabilir.
Öğretmenler Günü; öğretmenlerin sorunlarının dile getirilmesi için en uygun gündür. Öğretmenlerimiz, yoğun iş yükü, düşük maaş, maddi tatminsizlik, psikolojik ve duygusal yıpranma, sürekli değişen eğitim politikaları, sınıf mevcutlarının fazlalığı, toplumda mesleki saygının azalması gibi birçok sorunla boğuşurken, öğretmenlerimizin sorunlarının bir an önce çözülmesi, hak ettikleri değeri ve saygıyı görmeleri, hiçbir kaygıları olmadan öğretmenlik yapmaları, ekonomik kaygı taşımadan da emekli olmaları gerekmektedir.
Başöğretmen ATATÜRK’ün dediği gibi: “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. “
Bu anlamlı günde başta, BAŞÖĞRETMEN ATATÜRK olmak üzere, Türk Milleti’ni bugüne getirmiş bulunan öğretmenleri saygı ve minnetle anıyor, onların yolunda yurdumuzun dört bucağında kutsal görevini sürdürmekte olan binlerce öğretmenimizi sevgi ve saygı ile selamlıyorum.
Tüm öğretmenlerimizin, Öğretmenler Günü kutlu olsun.




