Vefa..! Hayat, baktığımızda insana ve insanlığa doğum ile birlikte büyük bir kapı aralıyor. Yaşamak için bir dünya, istediğimiz gibi şekillendirebileceğimiz bahçe sunuyor. İçerisinde; mutluluğun, mutsuzluğun, hasretin, kavuşmanın, dostluğun, düşmanlığın, korkunun, cesaretin, aşkın, nefretin, barışın, savaşın, vefanın, vefasızlığın… olduğu bir bahçe. Bir insanın, güçlü ve zayıf yanları bir arada olan, yüceliği ve sefaleti, zenginliği ve yoksulluğu da öyle… Zenginlik deyince ilk akla gelen, mal mülk sahibi olmak, varlıklı olmak anlaşılabilir. Oysaki ben manevi ve kalp zenginliğidir;diye düşünmüştüm. Kendi ellerimizle şekillendirdiğimiz bahçemizde neleri derleyip toplayacağımızı, neleri hafızamızda biriktireceğimiz, neleri koklayacağımızı ve nelerden uzak duracağımızı bilmek bizi insan olmaya, ruhsal, zihinsel, bedensel ve sosyal yönden tam gelişmiş, yaklaştıracağını ya da uzaklaştıracağını da bilmeliyiz.
Yaşamını sürdürdüğümüz hayatımız da insanlara duyduğumuz saygının ne kadarını görebiliyoruz.. Bu yazımı yazmadan önce birçok yazı okudum.. Ve içlerinden en çok yakışan duyguyu sizlerle paylaşmak istedim..
“Vefa”
Vefa; ağır bir yüktür, herkes taşıyamaz..
Keşke diye başlamakla yetindiğimiz duygularımızın arasında ara sırada var olan unuttuğumuz duygunun adıdır Vefa.. Arapça kökenli olan vefa sözcüğü, “sözünde durma, verilen sözü yerine getirme, sevgide süreklilik, bağlılık ve sadâkat gibi anlamlara gelmektedir. Tabii birde günümüzde çok sık kullanılan ahde vefa ise “verilen söze ve yapılan sözleşmeye bağlılık” demektir. İslâm tasavvufunda vefa deyince akla önce “ruhun dürüstlük içinde bulunması; ezelde, Bezm-i Elest’e Allah’a verilen söze, misaka bağlı kalmak gelmektedir.Kısacası vefa, gönüllerimizi okşayan, kişisel, ailevi ve toplumsal alanlarda hasretle ihtiyacını hissettiğimiz etik bir kavramdır..
Oysaki günümüzde o kadar çok vefadan bahsedilse de Başta siyaset olmakla hayatımızın tüm kademelerinde “Vefa” kelimesi ortadan kalkmış gözüküyor. Misal Alanya’nın bugünlerinde büyük emeği olan uzun yıllar hiçbir şaibe olmadan siyaset üstü bir duruşla Belediye Başkanlığı yapan Hasan SİPAHİOĞLU na ne kadar vefa gösterebildik.
Bu sadece görünen örneklerden bir tanesi, hangimiz 24 Kasım da bize ilk harflerimizi öğreten ilkokul öğretmenlerimizi hatırladık.Kaçımız İlk ve orta okul akadaşlarımızı vefa örneği gösterip hatırladık..
Vefa verilmiş emeklerin en büyük saygınlığıdır.. Hayatımız boyunca maddi değerlere değer verip saygınlık kazandığını düşünen kişiler, kaybettikleri asıl değerlerini hatırladıklarında çok geç olacak..
Vefa duygunuzu kaybetmemek dileği ile…
Ve üzerinden 100 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen Japonya ya yardım götüren Ertuğrul Fırkatey ninin fırtınada batmasından sonra hâlâ Japon halkının o günü matem ve minnetle yâd etmesi vefa örneklerinden en çok aklımızda kalanlardandır..
Sağlıcakla



