Alanya’nın parası var, ama adaleti nerede?
Alanya’da turizm konuşulunca herkesin yüzü gülüyor.
Doluluk oranları, turist sayıları, döviz girdileri, oteller, restoranlar…
Ne güzel! Peki ya bu düzenin altında ezilen çalışanlar?
Maaşı geciken, emeğinin karşılığını alamayan, sezon boyunca koşturup sezon sonunda ortada kalan insanlar ne olacak?
Turistten parasını peşin alan bazı işletmeler, sıra çalışana gelince neden “yarın” demeye başlıyor?
Çalışanın elektriği de sezonluk mu?
Kirası da sezonluk mu?
Çocuğunun masrafı da “sezon sonuna” kadar bekliyor mu?
Turizm büyüyor ama emekçinin cebi küçülüyorsa, kusura bakmayın; burada başarı hikâyesi değil, düzen problemi vardır.
Bir de Alanya’nın başka bir gerçeği var.
Turizmin bazı noktalarında eğlence artık denizden, tarihten, kültürden çok flört, gece hayatı, cinsellik ve tüketim üzerinden pazarlanıyor. Kimsenin özel hayatına karışacak değiliz.
Ama insan ilişkilerini de ticari vitrine koyup sonra buna “turizm kalitesi” demeyelim.
Alanya bundan çok daha değerlidir.
Ve fiyatlar…
Turist için cazip görünen şehir, kendi insanı için neden giderek pahalılaşıyor?
Alanyalı kendi şehrinde kahve içmekten, yemek yemekten, tatil yapmaktan korkuyorsa; turistin çokluğu tek başına başarı değildir.
Artık şu soruyu sormanın zamanı geldi:
Turizm kimin için büyüyor?
Patron için mi?
Turist için mi?
Yoksa bu şehirde alın teriyle yaşayan insan için mi?
Çünkü otelin beş yıldızlı olması hiçbir şey ifade etmez…
O otelin çalışanı hakkını alamıyorsa, o yıldızların altında büyük bir karanlık vardır.
Alanya’nın turizme ihtiyacı var.
Ama turizmin de vicdana ihtiyacı var.
Ben Vezir olarak soruyorum:
Turist memnun, patron memnun… Peki ya çalışan neden hâlâ “paramı ne zaman alacağım?” diye soruyor?



